KÜRATÖRLÜK
"Sanatın yolu tebliğ değil, telkindir."
— Necip Fazıl Kısakürek
2018'de sergi tasarlamaya başladım. Yöneticiliğini yaptığım Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı'nın kuruluş gayesine hizmet edecek bir eylem planı düşünürken, dergilerin yanında sergilerin çok daha hızlı ve etkili olacağına inandım.
Bir hayaldi. Sonra gerçek oldu.
Ziyaretçi olsam ne anlarım?
Benim için nasıl etkileyici olur?
Modern insan zihni, maruz kaldığı zorunluluklar sebebiyle hiçbir şeye odaklanamazken; onu bir sergiye çekmek, orada tutmak ve hatta çıktıktan sonra unutmamasını sağlamak — bu, bambaşka bir disiplin gerektiriyordu.
Anlatmak istediğim temel duygu ne?
Bir serginin omurgasını fikir değil, duygu kurar. Eğer ziyaretçiyi bir duygunun içine alabiliyorsanız, fikir kendiliğinden gelir.
Küratörlük Yaklaşımım
Sergi tasarlarken kendime hep iki soruyu sordum:
Tebliğ Değil, Telkin
Üstadın "Sanatın yolu tebliğ değil, telkindir" sözünü düstur edindim. Hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi tebliğ etmedik.
Sadece ziyaretçilere koklattık.
O kapıyı kendileri açsın, o kokuyu kendileri takip etsin istedik. Sergilerin bu kadar çok ziyaretçi çekmesi, bu kadar etkileyici olması — belki de bu sebepledir.
Ziyaretçiyi bir alıcı değil, bir kâşif olarak gördük.
Soyutu Somuta Dönüştürmek
Vakfın kuruluş gayesi, Necip Fazıl'ı doğru biçimde anlatmak ve onu merak edenlerin sahih kaynaklara ulaşmasını sağlamaktı.
"Onu en doğru kendisi anlatır" dedik.
Onun şiirlerini 3 boyutlu bir hale dönüştürdük. Şiirin iç müziğini, duygularını, suskunluklarını ete kemiğe bürüdük. Ziyaretçiler için şiiri okunan bir metin değil, yaşanan bir deneyim haline getirdik.
Belki de daha sağlam bir yerden Necip Fazıl okumaya davet etmenin en doğru yolu buydu.
Bir Şiir Bir Hayat
Tüm bu bağlamda bir sergi serisi başlattık ve adını "Bir Şiir Bir Hayat" koyduk.
Her sergi, Üstad'ın bir şiirini merkeze alıyor; o şiirin etrafında bir hayat, bir dünya, bir ruh hâli kuruyordu. Ziyaretçi, sadece bir sergi gezmiyor; bir şiirin içine giriyor, oradan çıkarken kendi hayatına farklı bir gözle bakıyordu.
Ve bu seriyle gururla söyleyebilirim ki: Bizden sonra başlayan birçok projeye ilham olduk.
Sergiler — Bir Şiir Bir Hayat Serisi
Çile ·
2018 — CNR Expo, İstanbul
Serinin ilk sergisi. Necip Fazıl demek Çile demek diyerek, ilk sergi için özellikle bu şiiri seçtik. Entelektüel krizi varoluşsal sancılarla bütünleştirerek mistik bir hava ile ziyaretçilere sunduk. Çok sayıda yabancı misafir ağırladık. Necip Fazıl'ı tanımayan pek çok kişi için merak uyandırdık.
Zindandan Mehmed'e Mektup ·
2022 — Ankara
Aynı sergi, aynı yıl içinde başkent ziyaretçileriyle de buluştu.
Küratörlük ve Koçluk
Yıllar sonra fark ettim ki, küratörlük masamda yaptığım şey ile koçluk masamda yaptığım şey aslında aynıydı.
Her ikisinde de tebliğ değil, telkin vardı. Her ikisinde de soyutu somuta dönüştürmek vardı. Her ikisinde de bir başkasının iç dünyasına saygıyla yaklaşmak, ona kendi cevabını bulması için sadece doğru kapıyı koklatmak vardı.
Bu sebeple bugün sanatçılarla çalışırken — onların yaratıcı süreçlerine eşlik ederken — küratörlük yıllarımdan getirdiğim bakış açısını masaya taşıyorum.
Çile ·
2019 — Yenikapı Avrasya Gösteri Merkezi, İstanbul
İlk sergiye gösterilen yoğun ilgi üzerine, sergi farklı bir mekânda yeniden ziyaretçileriyle buluştu.
Sakarya Türküsü ·
2023 — AKM İstanbul
Enstalasyonları, şiirin yazıldığı Ankara-İstanbul treni platosuna yerleştirdik.
Bir yanda Sakarya Nehri akarken, bir yanda Necip Fazıl'ın hayatını akıttık. Ziyaretçileri inanılmaz bir su simülasyonu içinde yürüttük; Sakarya'yı iliklerine kadar hissettirdik.
Siz hayat süren leşler Sizi kim
diriltecek!
Ziyaretçileri kendileriyle yüzleştirdik.
Zindandan Mehmed'e Mektup ·
2022 — AKM İstanbul
Bir mütefekkirin hapishanede geçen yıllarını nasıl anlatırsak ziyaretçinin zihnine çapa atabilirdik?
Şiir, Toptaşı Cezaevi'nde yazılmıştı. Biz de AKM'nin içine bir hapishane platosu kurduk.
Demir parmaklıklar. Coplarıyla kapıları yumruklayan gardiyanlar. Basık tavanlar. Rutubetli duvarlar. Ve konuşan hatıralar — ailesinin ona olan özlemi, onun ailesine olan hasreti, görünenin ardındaki görünmeyen kederi.
Canım İstanbul ·
2025 — AKM İstanbul
"Vatanım da vatanım" diyen bir şairin İstanbul şiiri — elbette bir tramvayın içine yerleştirildi.
Eski İstanbul silüeti içinde yüksek teknolojik imkânlar kullandık: ses klonlama, yapay zekâ. Üstad'ın İstanbul haritasını çıkardık.
Ve Türkiye'de ilk defa, yapay zekâ teknolojisi ile "Üstad'la Sohbet" köşesi kurduk.
Her gelen ziyaretçi, Necip Fazıl'a soru sorarak onunla sohbet edebildi.
Seri, Atatürk Kültür Merkezi'nde dört kez ev sahipliği yaptı; binlerce ziyaretçiyi ağırladı.